Haberler

Tarih, güçlüler tarafından zayıfların sırtına yazılır.

Tekrarlanan tarih, tekrarlanan kurbanlık

Bu, filmlerdeki ünlülerin hayranlarını büküp sırtlarına kağıt imza atmaları gibi olduğu anlamına gelmez. Sadece bu öz benzetmesi, kişinin sırtında ne yazıldığını göremediği anlamına gelir.

Daha spesifik olarak: güçlüler tarihi önceden planlar.  Aracılar planı uygular. Zayıflar ise zamanı geçen her şeyi, geçmişte kalan her şeyi, geride kaldıkları geçmişleri tarih olarak okuyorlar. Aynı zamanda o tarihe katılanlardan  vicdanlılar başkalarına ders olması için gerçeği açığa çıkarırlar.  Vicdansızlar ise kendilerini kahraman yapmak için sahte bir görüntü algısı yaratırlar. Bizim kendi  tarihimiz  diye okuduğumuz tüm belgeler, güçlüler  zamanında yazılıp sırtımıza yapıştırdıkları hükümlerdir.

Ancak Komünist Çin’in ülkemizi işgalinden hemen sonra, bizi kendimizden ayrıldılar. Kore-Amerikan savaşını bir film gibi göstererek bizim duygumuzu Koreliler için üzülür haline getirdi.  Vietnam-ABD savaşları filmleri ile  duygularımızı Vietnam için kaygılanmaya yönlendirdi. Filistin-İsrail savaşı hakkında haber yayınlayıp, bizi hep Filistinliler için yasta bıraktı. Sovyet-Afgan savaşını üzerinde sayısızca, senelerce haberler takdim ederek,  Afganlar için üzülmemizi sağladı. Irak-İran savaşını göstererek, bizim aklımızda hiç görmediğimiz  Şiilere düşmanlık yerleştirdi ve hep Sünnilere acıdık. Ancak bu yarım asırlık propaganda sayesinde, bizi bizden ayırdı ve kendi gerçeğimizi düşünemeyecek Mankurt’a dönüştürdü. Aslında acımız her şeyden daha şiddetliydi. Ama bizim beynimizi yıkadı ve bizi cahil, bilinçsiz ve karanlık yaptı.

Yani Çin, bizim bugünkü tarihimizi yarım asır önce sırtımıza yazdı. Şimdi Çin’in  yazdığı tarihi kanımızla okuyoruz.

Cezaevinden tahliye edilmesine tahammül edilemeyen ancak tahliye edilse topluma katılma ve serbest dolaşma izni olmayacak, ağır şart altındaki Hassan Mahsum grubu, henüz Çin hapishanesindeyken pasaportlarının çıkarıldığını, hatta biz Orta Asya’da can kaygısından saklanırken bize onu emir olarak vermesi hayret içeren bir durumdu. Kısa süre içinde binlerce tutuklu, Çin hapishanelerinden tahliye edilip, doğru Orta Asya ülkelerine geçtiler. Onlarin amacı Çin’e karşı bir şey yapmak değilmiş. Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’e karşı savaşmak için Taliban’a katılmakmış. Onlara Taliban’a katıldıklarından dolayı, uluslararası terör damgası vurdular. Sonunda onlar teröre sürüklenmiş ve 1996 yılından bu yana geçen 25 yıllık sürede onlar Afganistan, Pakistan ve sonunda Suriye iç savaşlarına sürüklenmiş. Bu olaylar ise  Çin’in sırtımıza yazdığı tarihin bir okumasıdır.

25 yıl önce bu günlerde, Uygurların Taliban’a katılmalarını sağlamak için bu plan Pekin’de ele alınmış, Urumçi’de resmileştirilip, Afganistan’da gerçekleştirilmiş. Taliban 1996 yıllarında Afganistan’da yönetimi ele geçirmemiş olsaydı, binlerce Uygur Taliban’a katılmayacak. Taliban yasadışı olsa da  Afganistan yönetiminden kovulmasaydı Afganistan ve Pakistan arasında yaşayan Uygur Talibanları Suriye’deki savaşa katılmazdı. Bu, zincir gibi bir birine bağlı olan, derin planların uygulanmasıdır. Suriye savaşına karışanlar sadece Uygur Talibanları değildir. Aynı zamanda Çin hükümeti binlerce Uygur’u anavatanımızdan, Resulümüzün yüce Sünneti olan Hicret adıyla Suriye’ye sevk etmiştir. Şimdide Taliban’ın Suriye savaşındaki rolünün sona ermesinden sonra, Afganistan yönetimi aniden Taliban’a terk edildi.

Mevcut sorun, Taliban’ın Suriye’de ve tüm dünyada amaçsız savaşçıların kalesi olabileceğidir.

Ülkenin merkezi hükümeti ve başkenti 15 Ağustos’ta bir gecede Taliban’a barışçıl teslimiyetini ne Batı ne de Doğu siyasi analistleri anlayamadı. Taliban liderleri bile anlamadıklarını söylüyorlar ve bunun Allah’ın yardımı ve lütfu olduğunu söylemekten mutluluk duyuyorlar.  Pentagon’dakiler bile sırrı bilmiyorlar mıydı? Eğer Pentagonda’da bu işin sırrını kimse bilmezse, Amerika’yı nasıl ayakta tutabilir ki? Yoksa Tanrı Amerika’yı da koruyor muydu? Alman Devlet liderleri böyle büyük bir anlaşmanın farkında değiller. Çok şey biliyorlarsa, oda çok çok Çin’den ne kadar yararlanacağını tam olarak biliyorlar.  Şu anda Afganistan’da bulunan binlerce Alman vatandaşının yarısından fazlası, çeşitli il ve şehirlerde mahsur kaldı ve hayatları tehlikede. Eğer Taliban, Alanların yirmi yıl boyunca NATO tarafından öldürülen Talibanlardan sorumlu tutulacağında ısrar ederse, Almanya’nın Çin’den elde ettiği kâr, tutsaklarını Taliban’dan kurtarmaya yeterli olmayabilir.  Böyle bir felaket gerçekten olursa Çin, Almanya ile Taliban arasında önemli bir rol oynayacaktır. Almanya karşılığında Çin’e ne yapacak?  Olayın aynı zamanda sırtımıza yazılmış bir tarih kesiti haline gelmesi de hedefleniyor. Henüz başka uygun bir cevap bulunamadı.

Planlarına göre, nihai barış anlaşmasında Afgan sorununu, ister ABD Hükümeti olsun, ister Afganistan’da konuşlanmış NATO birliklerinin liderleri ve ayrıca Afganistan İslam Cumhuriyeti liderleri olsun, Taliban ile bir koalisyon Hükümeti aracılığıyla çözmektir. Taliban’ı da böyle bir anlaşmaya hazırlamışlardı.  Ancak bir gecede ülkeden kaçan Cumhurbaşkanı Eşref Gani, “Ben bu yolu gereksiz kan dökülmesini önlemek için seçtim” dedi.

Afganistan’daki mevcut rejim değişikliğiyle ilgili tüm açıklamaları duyduktan sonra, bunun gizemli bir keşif olduğuna ikna oldum. Biz Uygurlar bu gizli oyunların neresinde yer alıyoruz?

Sovyet-Afgan savaşının sona ermesinden bu yana 35 yıldır Afganistan’da barış sağlanamadı. 20 yıldır ABD’nin himayesinde bile sorun çözülmedi. 1990 yılının Nisan ayında kurtuluş savaşı veren “Doğu Türkistan Kurtuluş Örgütü”nün kurucu lideri Zeydun Yusuf, “Yüz binlerce Afgan Mücahidler destek için bize yetişecek” dedi. Yusuf, bu sözüyle binlerce Uygur genci harekete çekmişti. Ancak savaş planlanandan önce başlandığı ve Kaşgar Valiliği ile Komünist Parti binası devralınmadığı için, Afganistan Mücahitlerin de imdada yetişemeyeceğini düşündük. Altı yıl sonra, Hassan Mahsum grubu binlerce Uygur’la Afganistan’a geçti. Ayni zamanda birleri, siz Çin’e  karşı ayaklanabilirseniz, Afgan Mücahitler size yardım edecek diye Zeydun Yusuf’u aldatmış olabilir. Ama Hassan Mahsum grubunu nasıl aldatıp ve hangi güçle onu Çin hapishanelerinden çıkardı ve Afganistan’daki Taliban saflarına katılmalarına yardımcı olabildi? Bu soruya onlardan ölmüş olanlar cevap veremez. Yaşayanlarda artık cevap veremez. Çünkü bu olaylar  çelikten yüzü olan bir insanın yüzünü bile dökerler. Onlar bildiği halde yüzü dökülme korkusuyla kendilerini ve sırlarını saklar. Geçmişte yaşananlar, bunları bilmeyenler için şimdi aynı hatayı tekrarlayacak, kurbanlık  tekrarlanacak. Böylelikle Çin’in zaferini ilerleten bizleriz. Bu yüzden Çinliler tarihimizi yine sırtımıza yazabilirler.

Yazar: Abdurehim Can

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: