Köşe Yazısı

Türkiye’nin Uygur politikası nasıl olmalıdır?

Türkiye’ye 1980’li yıllarda başlayan ve 2009 sonrasında hız kazanan Uygur göçü ile birlikte Türkiye’de bugün Uygur nüfusu 65.000 seviyelerine ulaşmıştır. Bu durum, Türkiye-Çin ilişkileri açısından var olan mevcut politik sorunun üzerine yeni bir güvenlik sorunu da ortaya çıkarmıştır. Türkiye bugün Çin dışında en fazla Çin vatandaşı Uygur’un yaşadığı ülke konumuna gelmiştir. Türkiye Cumhuriyeti halkının milli, manevi duyguları yüksek bir halk olması ve Uygurlara olan sevgisi, başta Amerika olmak üzere Batılı devletlerin Türkiye-Çin ilişkilerine bozabilmek için Uygur meselesini bir argüman olarak kullanmasına sebep olmaktadır.

Türkiye, Çin ile iyi ilişkiler kurmak için realist politikalar izliyor. Bu ilişkilerin güvenliği ve istikrarı için Türkiye’nin Uygur meselesinde artık ciddi ve sert politikalar uygulaması zaruri bir ihtiyaçtır. Türkiye’deki iç siyasi çekişmeler ve Türk halkının milli ve manevi duygularından ötürü Uygurlara duyulan sevgi, Uygurların özellikle son 10 yıldır yüz bulmasına ve rahat hareket etmesine sebebiyet vermiştir. Uygur meselesi, Türkiye’de siyasetçilerin oy toplamak için kullandığı söylem olmaktan çıkarılıp bir iç güvenlik sorunu olarak görülmelidir. Bu sebeplerden dolayı aşağıdaki 12 maddenin sert ve kararlı bir şekilde uygulanması, Türkiye’nin Uygurlar üzerindeki yumuşak gücünün belirli seviyede azalmasına sebebiyet verse de Türkiye-Çin ilişkilerinin güvenliği ve istikrarı açısından etkili olacak ve ikili ilişkilerin daha da artmasına olanak sağlayacaktır.

1. Uygur sivil toplum kuruluşları kapatılmalıdır

Türkiye’de bulunan Çin aleyhinde ayrılıkçı faaliyet yürüten tüm Uygur sivil toplum kuruluşları sıkı denetime alınmalı, yurt dışıyla bağlantılı ve yurt dışından mali destek alan derneklerin tespiti yapılmalı, bu dernekler kapatılmalı ve sorumlular hakkında adli soruşturma başlatılmalıdır.

2. Terör örgütleriyle bağlantılı Uygurlar Çin’e teslim edilmelidir

Türkiye-Çin arasında imzalanan adli iş birliği anlaşmasının TBMM’de oylamaya sunulması, daha önce Çin’in Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi’nde terör suçuna bulaşmış veya Suriye, Afganistan gibi ülkelerde Daeş, El Kaide, Doğu Türkistan İslam Hareketi gibi terör örgütlerine katılım sağlamış daha sonra ülkemize gelmiş Uygur etnik kökenli kişiler, talebi halinde Çin’e teslim edilmelidir.

3. Suriye iç savaşından kaçıp ülkemize gelen Uygurlar toplumdan izole edilmelidir

Suriye iç savaşıyla birlikte 2011-2016 yılları arasında Suriye’de Doğu Türkistan İslam Hareketi, Daeş gibi örgütler içerisinde bulunmuş ve 2016 yılından sonra savaşın azalması ile birlikte Türkiye’ye kaçmış Uygur etnik kökenli şahıslar bulunmaktadır. Bunlar ağırlıklı olarak İstanbul’un Zeytinburnu, Sefaköy, Silivri, Küçükçekmece ilçelerinde ve Kayseri’de bulunmaktadır. Bu şahıslar Türkiye’de kamu güvenliği açısından  tehdit oluşturmaktadır. Suç işleme potansiyeli yüksek olan bu şahısların tek tek tespiti yapılıp toplumdan izole edilmesi gereklidir. Ayrıca bu şahısların bazılarının bir araya gelerek suç işlemek amacıyla çete kurdukları, Türkiye’de yaşayan Uygur iş adamları ve iş kadınlarını gözüne kestirip şantaj ve tehdit yoluyla gasp ettikleri, ortadan kaybolan bazı Uygurların bu tip çeteler tarafından cinayete kurban gittikleri Uygur toplumu arasında dile getirilmektedir.

4. Yurt dışındaki Uygur örgütlenmelerin Türkiye’ye yönelik faaliyetleri kesilmeli ve bu örgütlenme içerisindeki Uygurlara Türkiye’ye giriş yasağı uygulanmalıdır.

Yurt dışında faaliyet yürüten Uygur kuruluşlarından Batılı ülkelerin güdümünde olan  özellikle Dünya Uygur Kurultayı, Uygur Hareketi ve Doğu Türkistan Sürgün Hükümeti’nin Türkiye’ye yönelik faaliyetlerinin önü kesilmeli, bu örgütlerin içerisinde görevli Uygur etnik kökenli kişiler hakkında Türkiye’de kamu güvenliğini tehlikeye attıkları gerekçesiyle Türkiye’ye giriş yasağı uygulanmalıdır.

5. Türkiye’deki Uygur nüfusu 10.000’in altına düşürülmelidir

Türkiye’de bugün itibariyle yaklaşık 65.000 Uygur etnik kökenli Çin vatandaşı yaşamaktadır. Sayının bu kadar yüksek olması, Batılı istihbarat servislerinin Türkiye’deki Uygurları kolayca manipüle edebilmesi ve yönlendirmesi sebepleriyle bu durum bir iç güvenlik sorunu ortaya çıkarmaktadır.
Türkiye’de yaşayan Uygur etnik kökenli Çin vatandaşlarının ağırlıklı olarak Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nin Kaşgar ve Hoten gibi vilayetlerinden gelmesi ve bu kişilerin aşırı dinci düşünce yapısına sahip olması, ayrıca yine bu kişilerin çalışmaya pek yatkın olmaması ve Avrupa merakı oldukları gözlenlenmiştir. Türkiye’de bu kişilere Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı verilmezse veya imtiyaz ve ayrıcalık tanınmazsa bu kişilerin çoğu Avrupa’ya gitmeyi tercih edecektir. Çünkü Avrupa, Çin pasaportu taşıyan Uygurları daha kolay bir şekilde sığınmacı olarak kabul etmektedir. Buna ek olarak teröre bulaşmış kişilerin Çin’e teslimi veya bu yönde dile getirilecek söylemler, Uygurlar içerisinde tedirginlik hissi yaratacak ve Avrupa’ya göçü hızlandıracaktır.

6. Türkiye-Çin ilişkilerinde köprü olacak Uygurlara özel iltimas sağlanmalıdır

Türkiye’de bulunan Uygur etnik kökenli kişiler arasında bir grup insan Türkiye-Çin arasında köprü görevi görmeyi istemektedir. Bu kişiler ağırlıklı olarak Çince rehberlik, tercümanlık ve ticari faaliyetler içerisindedir. Ancak bu kişilerin en önemli kaygısı, Uygur toplumu içerisinde sosyal medya üzerinden Çin ajanı ilan edilme, itibar suikasti, hedef gösterilme gibi hususlardır. Bu kişilere yönelik koruma tedbirleri alınması, bu kişilere yöneltilecek sosyal medya saldırılarının faillerinin hızlı bir şekilde tespiti ve yargılanarak gerekli cezayı almaları Türkiye-Çin arasında köprü görevi görecek Uygurları cesaretlendirecek ve sayılarını arttıracaktır.

7. Çince rehberlik yapan Uygurlara özel haklar verilmelidir

Türkiye’de Turizm alanında faaliyet gösteren firmalarda kaçak olarak Çince rehberlik yapan özellikle genç Uygur şahıslar bulunmaktadır.  Bu şahısların ülkemizi tanıtmaları sebebiyle Kültür Bakanlığı tarafından özel statü altına alınması, bu kişilerin çalışma izni gibi haklarının kendilerine istisnai olarak verilmesi, ülkemizde Çince bilen rehberlerin azlığı sebebiyle bu kişilere geçiçi rehber kokartı verilmesi, gelecekte Türkiye-Çin turizm ilişkilerine fevkalade katkı sağlayacaktır.

8. Siyasi partiler Uygur meselesini oy toplama aracı olarak kullanmayı bırakmalıdır

Türkiye’de mevcut hükümet ve muhalif partiler dahil siyasi partilerin tümünün Uygur meselesini oy toplamak için bir siyasi argüman olarak kullanmaktan vazgeçmeleri gereklidir.

9. Bazı Uygur şahısların sosyal medya çalışmaları yakın takibe alınmalıdır

Bazı Uygur etnik kökenli şahısların özellikle Twitter başta olmak üzere sosyal medya platformlarında birçok sahte hesap oluşturarak Türk halkını Çin aleyhinde kışkırtmak ve nefret duymasını sağlamak maksadıyla yalan bilgi yaydıkları ve bunu sistematik, bilinçli ve örgütlü bir şekilde yaptıkları gözlemlenmiştir. Bu kişilerin kim veya kimler oldukları tek tek tespit edilmeli ve haklarında soruşturma başlatılmalıdır.

10. Hükümet görevlileri Çin’in İç işlerine müdahalil olacak söylemlerden kaçınmalıdır

Türkiye Cumhuriyeti devlet kurumlarının en üst düzey Bakanları dahil herhangi bir personelinin Çin’in içişlerine müdahale edecek açıklamalardan kaçınmaları, Çin aleyhinde ayrılıkçı faaliyetlerde bulunan dernekler ve kişiler ile yan yana gelmemeleri gerekmektedir.

11. Türkiye, Uygur meselesinde Batılı ülkeler ile birlikte asla hareket etmemelidir

Türkiye’nin başta ABD olmak üzere Batılı devletlerce Çin aleyhinde hazırlanan çoğu siyasi amaç güden Sincan bildirilerine ve yetkileri olmadıkları halde siyasi otoriteler tarafından alınan ‘soykırım’ kararlarına itibar etmemesi, bu bildirilere ve benzer kararlara imza atmaması Türkiye-Çin ilişkilerinin korunması açısından doğru bir strateji olacaktır.

12. Çin temsilcilikleri önünde uzun süreli eylemlere müsade edilmemelidir

Türkiye’nin demokratik ve hukuk devleti olması sebebiyle Uygurların 5 Temmuz, 2 Şubat, 1 Ekim gibi sadece özel anlam taşıyan günlerinde Çin Büyükelçiliği veya Çin Konsolosluğu önünde protesto gösterileri düzenlenmesine izin verilebilir ancak bu durum keyfi ve uzun süreli olduğunda buna kesinlikle müsaade edilmemelidir. Çin temsilcilikleri önünde uzun süreli ve hergün yapılan gösteriler en başta Türkiye’de yaşayan Uygurları mağdur etmekte, pasaport süresi dolan veya Çin Konsolosluğu’nda çeşitli evrak işleri olan Uygur şahısların Konsolosluğa ‘Çin ajanı ilan edilirim’ düşüncesiyle gidememesine ve mağdur olmasına sebep olmaktadır. Ayrıca buna ek olarak bir şehirden bir başka şehire yürüyüş gibi keyfi ve izinsiz yapılan eylemlere de kesinlikle müsaade edilmemeli ve devletin kolluk kuvvetlerince sert bir şekilde müdahale edilmelidir.

1 yorum

  1. Söylediklerinden sadece iç güvenlik açısından daimi bir kontrolde tutulmaları ve yabancı servislere çalışanların haricinde söylediklerinin müslüman Türkler yönünden hiç bir değeri yoktur. Çinin borazanlığını yapıyorsunuz. Gerçek Uygurlar suç işleme oranı en az olan ve en çalışkan insanlardır. Aklını ve kötü niyetini kendine sakla.

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: